Selam değerli dostlar,
Bu konferansımda Türkiye’nin bugünkü konumunu, küresel çalkantıları ekonomi politik pencereden masaya yatırdık. Jeopolitik ve sosyopolitik okumalar yetersiz kalıyor; asıl derinlik teopolitik ve ekonomi politik analizlerde gizli – çünkü ekonominin can damarı, adil bir ödeme sistemi. Ölçü ve mizan olmadan ticaret döner mi, ekonomi ayakta durur mu? Lidyalılar parayı değil, bu sistemi icat etti; o sayede medeniyetler arası akış canlandı, zenginlik çoğaldı.
Bugünkü kaos, tam da ticaret hatlarının yeniden şekillendirilmesinden doğuyor. Siyonist akıl, 1815 Waterloo zaferiyle Avrupa sermayesini ele geçirdi, 1897 Dünya Siyonist Kongresi’nde Osmanlı’yı lime lime etme planını deklare etti. Pax Britannica’dan Pax Americana’ya sıçradılar; şimdi Kudüs merkezli Pax Judaica hayali kuruyorlar. 2008 Lehman Brothers çöküşü, borca dayalı para sisteminin kırılganlığını ifşa etti – bizim 550 milyar dolarlık borç yükümüz de o zehirli meyvenin ta kendisi. Gazze’deki barbarlık mı? Doğu Akdeniz’in trilyonlarca metreküplük gaz rezervlerini gasp etme operasyonu; Kıbrıs’ı bile küresel finans üssü haline getirip bizi boğazlamak istiyorlar.
Umutsuzluğa yer yok: Ahi Evran’ın yiğit direniş mirası, bu sömürü zincirine karşı ilham kaynağımız. Benim önerim ise borca dayalı sisteme meydan okuyan alternatif bir çerçeve: Altın temelli, adalet odaklı bir ödeme mekanizmasıyla, 8 Deniz Yaylası projesini hayata geçirerek Hazar’dan Hint Okyanusu’na uzanan ticaret koridoru kurmak. Bu, bölgesel birliği somutlaştırır, ekonomik havzamızı güçlendirir. 5000 yıllık devlet aklımızla para egemenliğimizi ve ordu irademizi sımsıkı sararsak, direnişimiz taçlanır. İnananlar er ya da geç galip gelir.
Sizlerin görüşleri ne yönde? Yorumlara dökün,
