Derin devlet kavramı, devlet yapısındaki boşluklardan doğan ve resmi mekanizmaların dışında işleyen güç odaklarını ifade eder. Devlet, Kur’an-ı Kerim’de Haşr Suresi 7. ayette paranın bir avuç insan arasında dolaşmaması gereken bir yapı olarak tanımlanır; bu, paranın ve ordunun kontrolünü gerektirir. Osmanlı, “Devleti Aliye” kavramıyla üstün bir egemenlik iddiasında bulunmuş, devlet ise para ve ordu üzerinde hakimiyet kuran yapı olarak şekillenmiştir. Sanayi devrimiyle itibari paralar ortaya çıkmış, yasama, yürütme ve yargı üçlüsünün bağımsızlığı modern devlet anlayışını oluşturmuştur. Ancak bu çarklar düzgün çalışmadığında, derin devlet olarak adlandırılan yapılar boşlukları doldurur. Bu yapılar, istihbarat veya sermaye sahipleri gibi güç odakları tarafından yönlendirilebilir. Derin devlet, Türkiye’de ihtiyaçtan doğmuş, sermayenin kontrolüyle ilişkilendirilmiştir. Yasama, yürütme ve yargının tıkır tıkır çalışması, sermayenin birikimini düzenleyen bir sistemle bu yapılar engellenebilir. Örtülü operasyonlar devletlerin doğasında vardır, ancak kaos ve anarşi bu boşluklardan çıkar. Yazar, bu konuları “Derin Devlet” adlı romanında kurgusal bir çerçevede ele almış, tarım ve hayvancılığın güçlendirilmesi gibi çözümler önermiştir. Sermaye kontrol edilmezse, derin devlet benzeri yapılar güçlenmeye devam eder.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir