Konuşmacı, Antep’te düzenlenen bir konferansta küresel ve bölgesel ticaret hatlarının değişimi ve Türkiye’nin bu süreçteki yerini ele alıyor. Ekonomi, ödemeler sistemine dayalı olup, ticaret hatlarının güvenliği ve teminatı kritik önemdedir. Tarihi İpek Yolu ve Baharat Yolu gibi ticaret hatları, ödemelerin güvenliğini sağlama üzerine kurulmuştur. Lidyalılar, parayı icat etmemiş, ancak Kral Yolu’nun bir kısmında ödemeleri teminat altına almışlardır. Günümüzde küresel düzen, tek kutuplu dünyadan çok kutupluya evrilmekte; 2008 finans krizi ve pandemi, borca dayalı ekonomik sistemi sarsmıştır. Rusya’nın Ukrayna operasyonu, Batı’nın ekonomik düzenini çökertmiş; BRICS gibi yeni oluşumlar ve alternatif ödeme sistemleri ortaya çıkmıştır. Türkiye, Zengezur ve Kalkınma Yolu projeleriyle yeni ticaret hatlarında stratejik bir konuma sahiptir. Ancak, bu hatların güvenliğini sağlamada “muhafız” rolü üstlenirken ekonomik kazanımları sınırlı kalmaktadır. Bölge içi ticareti artırarak gelirin 6 kat artabileceği, altın temelli ödeme sistemi ve enerji/gıda borsalarıyla bölgesel iş birliğinin güçlenebileceği öneriliyor. Türkiye, tarihi ve kültürel birikimini kullanarak Batı, İslam dünyası ve Afrika’yla çok yönlü ilişkiler geliştirmeli, devlet yapısını yeniden tasarlayarak bölgede lider bir güç haline gelebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir