Milli Görüş…

Milli Görüş, Cumhuriyet tarihimizin sivil bir hareketidir.

Milli ve manevi değerler üzerinden siyaset yaparak Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya kurma idealiyle hareket eder.

Varlığının sebebi, kendi değerlerimize özgün fikirler/eylemler üretmektir. Lakin, özellikle Refah Partisi’nin kapatılması ile başlayan süreç ve ardışık olarak yaşananlar neticesinde ulaşılan durumda, Milli Görüş kamuoyunun beklentisini tam olarak karşılayamamış gözükmektedir. Kendisini, farklı siyasi mecraların izleğinden geçerek Meclis’te ifade etmeye çalışır hale kadar gerilemiştir.

Neticede, proaktif pozisyondan çıkıp reaksiyoner pozisyona konuşlanmıştır. Halbuki bu hareket, Erbakan Hocamızın da ifadesiyle, bir aksiyon bir taarruz hareketidir. Temsil bakımından ikinciliği bile kabul etmeyen bir zihni olgunluğa sahip harekettir.

Milli Görüş’den sıralı olarak kopanların oluşturduğu iktidarlar ise yıllar sonra hikayesi bitmiş ve yorgun bir haldedir. Bu durum, doğal olarak, onların tepe yönetimlerinin daralmasına da vesile olmuştur. İktidarın bu mukadder durumu, ülkemiz üzerinde şer hesap yapanların iştahını kabartmakta ve her türlü hile ve desiseye tevessül ettikleri görülmektedir. Neticede ülkemiz, geçmişteki öngörülerimizden çok daha derin ve yakın tehlikelerle karşı karşıya gelmiştir.

Diğer yandan baktığımızda, bugün artık, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan hiçbir sistem çalışmamaktadır. Önümüzdeki dönemde, yapısal fikirleri olanlar kendi ülkelerini kurtaracakları gibi bütün dünyaya da örnek olacaklardır. Bu açıdan da Milli Görüş, en şanslı hareket olma potansiyeline sahiptir. Çünkü Milli Görüş, sadece iktidar alternatifi değil düzen alternatifi olabilecek bir harekettir.

En geniş anlamda, Milli Görüş teşkilatlarında bulunmuş ancak an itibarıyla farklı platformlarda yer alan kişilerle yapılan sohbetlerde sıkça dile getirilen bir husus da şudur. Bölgemizi, ülkemizi ve hareketimizi içinde bulunduğu ataletten çıkarabilecek tek ekip yine Milli Görüş ekibidir. Yaparsa yine bunlar yapar, çıkarsa yine buradan çıkar! Anadolu’nun irfan sofralarında tefehhüm eden bu güven, hâlâ Milli Görüşün en büyük kredisidir.

Milli Görüşçü ağabeylerin harekete katkısı ve emeği çoktur. Son sıralarda, Sn. Temel Karamollaoğlu’na olan haklı teveccüh de göz ardı edilemez. Ancak, ortadaki vahim işlerin gerektirdiği enerji, zaman ve yarış ona genel başkanlıktan daha farklı bir görev yüklemektedir. Bu görev, onun tecrübe ve müzaheretinde yeni bir ekip oluşturarak büyük bir şahlanış başlatma görevidir. Bir bakıma, sürekli geciken ve nasıl olacağı meçhul olan, ikinci kırk yılın tasarımını yapma görevidir. Bu görev, son dönemlerde yapılan bütün çalışmaların fevkinde manevi ve maddi neticeler verecek bir görevdir. Tarihin bu zaman diliminde, böyle bir görevden kaçınmak vebal doğuracak bir eylem olur.

İşte bu çerçevede oluşturulacak yeni bir tasarımın genel başkanlığını gerek mevcut başkanlık divanındaki kıymetli genç arkadaşlar olsun gerekse de mevcut divanın dışından olsun aklı başında hiçbir Milli Görüşçü reddetmez. Tecrübeli insanlar ile birlikte oluşturulacak bir ekip ve strateji yeni bir dünyanın da temellerinin atılmasına vesile olacaktır. Ancak bu seviyenin ve amacın dışında oluşturulacak bir yapılanmanın, ülkenin mevcut sıkıntılarının çözümüne merhem olmayacağı gibi başta yetkili şahsiyetler olmak üzere Milli Görüşçülere büyük bir vebal yükleyeceği de aşikârdır.

Neticede, şu anda Sn. Temel Karamollaoğlu’nun önüne gelen büyük kongre fırsatını, kırk yılın yeni bir tasarımına çevirmek kendi elinde ve mesuliyetindedir.

Ülkemiz ve etrafındaki gelişmelere de bakarak; olgunlaşarak önüne gelmiş olan böyle büyük bir fırsatı yakalamanın sevabı veya kaçırmanın vebali de ona göre olacaktır. Bize düşen hatırlatmaktır çünkü hatırlatmak müminlere fayda verir.

Allah yâr ve yardımcısı olsun.
Cümleten Allah’a emanet olunuz.

Vesselâm
Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.