Mesele Yaş Meselesi Değil, Devlet Vatan Meselesidir

92 Yaşındaki Mahathir Muhammed’i Malezya’da iktidara taşıyan en önemli faktör, ülkede yapılan yolsuzluklar, hırsızlıklar, adam kayırmacılık ve kifayetsiz muhterislerin bitmez tükenmez usulsüzlükleridir.

Olayın daha iyi anlaşılması için birkaç yorum düşmek gerek.

Diş hekimi Mahathir, derin felsefi vizyonu olan bir liderdir. 16 Temmuz 1981 yılında Malezya’nın 4. Başbakanı olarak işe başladı ve 22 yıl Başbakanlık yaptı. Malezya’yı, gelişmemiş ülke kategorisinden gelişmiş modern bir ülkeye dönüştürdü.

Küresel bir Malay misyonu ve vizyonu oluşturdu.

Halkına güven verdi. Devlet kasasını soymadı soydurmadı. Ne koltuğa yapıştı ne de makam mevki sevdalısı oldu. Uzakdoğu krizinde, IMF ve Batı reçetelerine kafa tutarak kendi geliştirdiği Kapital Kontrol Sistemini uyguladı ve fenomen oldu.

Vizyoner konuşmaları dünyanın her yerinde takip ediliyor. Konuşma analitiği çok beğeniliyor. Başbakan Necip’in yolsuzluk, rüşvet ve kara para skandalları neticesinde 70 yıllık UMNO Parti üyeliğinden ayrıldı. Kendisi bir birlik kurdu ve tekrar Başbakanlığa oturdu.

Aslında Ne oldu !?

Malezya’da iktidar olan Necip ve avanesinin, ülkeye verdiği zarara daha fazla tahammül edemeyen Malezya’nın köklü yapıları (The establishment) gidişata dur demeye karar verdi ve ülkenin selameti ve işlerin derlenip toparlanması için üzerinde anlaştıkları isim Mahathir Muhammed oldu.

Hemen Necip Rezak üzerine yolsuzluk operasyonları başladı. Evine yapılan yolsuzluk operasyonunda çantalar dolusu paralar, elmaslar, pırlantalar, altınlar vs. ele geçirildi. Necip ise zulalarını yanına alamadan ülkeden kaçtı.

Her ülkenin köklü kuruluşları, derin vicdanı ve gelenekleri vardır.
Bunlar gerektiğinde bazen kötü gidişata el koyabilirler.

Bunun izleğini (yolunu) Nizamül Mülk’ün Siyasetnamesi 4. Fasıl’da ki :
“Amillere, onların dışarı gönderilmelerine ve vezirlerin ahvalinin bilinmesine dair” bahsinde bulabiliyoruz.

Kısacası mesele yaş meselesi değil, devlet/vatan meselesidir.

Yaş kısmı ise (92) sadece teferruattır.
Olur böyle şeyler.
….

Vesselam
Prof. Dr. Mete Gündoğan