Küresel Finans Operasyonları

Erdemli Duruş Dergisi ve Bursa Uludağ Üniversitesi Fikir ve Münazara Topluluğu’nun düzenlediği “Küresel Finans Operasyonları” başlıklı konferansta konuştum. Bu konferansımda bahsettiğim konuları ve başlıklarının bir özetini okuyucularım ve takipçilerim ile paylaşmak istiyorum.

Yeni Zellanda’da gerçekleşen menfur saldırıyla ilgili olarak; Olayın Hristiyan fundamentalizmin giderek artış gösterdiği özellikle batı dünyasında İslamofobianın sürekli desteklenerek İslam’ın şeytanlaştırılmasından kaynaklanan bir cinayet serisi. Bu tarz olayların çoğalması kimsenin tahmin edemeyeceği sonuçlar doğuracaktır. Aklı selimin galip geleceğini düşünüyorum.

– Bir hadisi şerifte denir ki “Eğer bir topluma helak veya azap gelecekse; önce Allah o toplumdaki alimleri alır.” Bunu nasıl anlamalıyız, Allah bir toplumdan alimleri alması aniden okus pokusla gerçekleşmez.

Toplumdaki ulema, hocalar, alimler, öğretim üyeleri susturulursa, üniversitelerdeki hocalar susarsa veya susturulursa bir şekilde korkutulursa kabuğuna çekilirse alimler o toplumdan alındı demektir. Üniversiteler doğası gereği muhaliftir. Eğer üniversite muhalif olmazsa statik doğar. Evet efendim sepet efendimci olur.

– Paradigma bir olaya bakış açımızı ifade eden Latince bir kavramdır. Bizler aynı paradigma ile yetişmiş insanlarız. Paradigma; olaylara bakış açımızı, olayları anlamlandırmamızı, kavramların düzlemini ve bakış açımızı belirler. Paradigma kısacası bir algı dizini, bir anlayış dizinidir.

– Ben paradigma kavramı yerine “değersayımı“ kavramını kullanıyorum. Bu kavramın içeriği ve kapsamını kitaplarımda daha detaylı inceleyebilirsiniz. Kısaca bahsedecek olursam değersayımı; değerlerimize saygı göstermek, araştırmak, saymak ve onları öncelemek manasına geliyor. Bunlar dünyevi değerler ve ahirete müteallik değerlerdir. Paradigma kavramı ise bu haliyle ahirete dönük değerleri kâle almıyor.

– Paradigma sorgulaması bize gösterilen resimde ikinci ve üçüncü grup bilgiyi bulmak ve onu sorgulamak anlamına geliyor. Her fotoğraf bir problemdir. Değersayımı sorgulaması, size gösterilen fotoğrafı/problemi kökünden çözmeyi ve sorgulamayı sağlar. Problemin/fotoğrafın nereden ve kimin tarafından çekildiğine; problemin çözüm kümesine dair fikir verir. Eğer bakış açımızı değiştirirsek yani değersayımı sorgulamasına gidersek ortaya bambaşka bir fotoğraf/problem çıkar.   

– Ortadoğu’ya New York’dan bakarsanız başka, Moskova’dan bakarsan başka, Türkiye’den başka, Kudüs’ten başka, Lübnan’dan bambaşka bir fotoğraf/problem görülür. Biz bir fotoğrafın/problemin nereden ve kimin tarafından ortaya konulduğu, problemin oluşu veya olmayışını değiştiriyor. Problem değişirse doğal olarak çözüm kümesi de değişir. Bize dayatılan, gösterilen fotoğraf/problemlerde değersayımı sorgulamasına gitmezsek onların önerdiği çözüm kümesine mecbur kalırız. Ancak değersayımı sorgulamasına gidersek olayların, problemlerin tespit ve çözümü mümkün olur.

– Her değersayım/paradigma kendi kavramlarını üretir. Kavramlar fonksiyoneldir, hangi kavramı nerede kullandığımız onun işlevini de belirler. Medeniyetimizden örnek verecek olursak “vezir” kavramı yük taşıyan demek iken bugün bunun muadili olarak kullandığımız kavram ‘bakan’dır. Biri yük çekiyor diğeri ise sadece ‘bakıyor’. Hz. Musa (a.s) Allah’tan kardeşini vezir yapmasını istiyor çünkü Allah’ın yüklediği yükü beraber sırtlanacak birini istiyor.

– Kendi değersayım/paradigma kavramlarımızı iyi bilmek zorundayız. Çünkü her değersayım/paradigma sorgulaması kendi kavramsal çerçevesini dayatır. Kendi kavramlarını ikame edemeyen toplumlar üretilen kavramların çerçevesinde olaylara, olgulara, problemlere, çözüm kümesine ve sunulan sonuçlara mecbur kalır.

– Sosyal bilimler okuyan öğrencilere tavsiyem matematik ile uğraşın çünkü ölçemediğiniz şeyi geliştiremez ve yeni bir şey üretemezsiniz. Sosyal bilimlerle ilgilenen gençler matematik, kimya, biyoloji gibi bilim dallarıyla ilgilenin. Olayları anlamlandırma noktasında bu tarz bilim dalları önemli yapıtaşları oluşturur. Örneğin Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin bir mikrobiyologdur. Hatta bu konu hakkında Maddet-ul Hayat diye bir eser kaleme alıyor. Oysaki biz Akşemsettin’in zikir kitabı olan Kitab-ul Eskar’ı daha çok biliriz.

– Endülüs Emevi devleti yıkılıncaya kadar İslam dünyasındaki Alimler bütün teorilerini gözleme ve sayısal verilere dayanarak ispatlıyordu. Ne zaman sayısallaştırma ve kavramsal çerçevemizi kaydırdık yeni bir şey geliştiremedik ve kaybettik.

– Bir ülkenin kurtuluşu; emanet ve ehliyet sahibi kadrolarla mümkün olur.

– Jean Paul Sarter, “Modern dönemde başımıza idareci seçerken kumar oynarız.” diyor. Çünkü biz idareci olarak seçeceğimiz insanı televizyondan görüyoruz. Televizyonlardaki programlar medya danışmanları, imaj-maker ile hazırlanmış içeriklerle karşımıza çıkıyor. Bizi hangi medya danışmanı, hangi imaj-maker daha iyi kandırsa biz onu seçiyoruz.

– Devletler arasında gerçekleşen kavganın temelinde; finans merkezli bir savaş var. Bu savaş küresel finans elitleri ile devletler arasında gerçekleşiyor. Savaşın en önemli aracı ise borç ve borçlanmadır. Elitler devletlere borçları 40-50 yıllığına veriyor. Oysaki hükümetlerin ömrü 4-5 yıl sürüyor. Asıl kaçırdığımız yer olayın bu noktası. Bu kavganın anahtarı faizdir. Faiz, Cenab-ı Allah’ın çok muhkem bir şekilde yasakladığı haramdır. Faiz zamanın fiyatlandırmasıdır. Oysaki zamanın sahibi Allah’tır. Müslümanlar Faizin haram olduğunu kabul ediyor ancak faizle mücadele için yollar aramıyor, yeni bir sistem geliştirmiyor.

– Son 200 yılda küresel elitlerin insanlığa attığı en büyük kazık temsil kazığıdır. Temsil derken parayı temsil eden obje veya göstergelerdir. Merkez bankacılığı ve paranın hakimiyeti Kral Wilhelm savaşı ile başladı.

– Faiz siteminin üç saç ayağı var;

1- Kargaşa
2- Halkı aldatma
3- Uzun vadeli imtiyaz 

– Osmanlı’da da Kırım Savaşı’ndan önce bankacılık siteminin aynısı kurgulanıyor. Osmanlı bankasını İngiliz-Fransız Kreditörler kuruyor. Kurulan bankanın Osmanlı milleti ile bir alakası yoktu. Kreditörler bu yolla uzun vadeli imtiyazlar aldılar. Bunlardan en önemlileri ise Osmanlı’da mevcut kreditörler dışında kimse para basmayacak ve kreditörler dışında Osmanlı başka hiçbir kaynaktan borç alamayacaktı. Bu imtiyazlar sultanlar değişse bile devamlılığını sürdürüyordu. Türkiye Cumhuriyetinde ise hala faize dayalı bu sistem devam ediyor.

– Cumhuriyet tarihinin en ağır krizinin içerisindeyiz ve bunu yaşayacağız. Bu kriz 2008’de başladı. Hatlardaki kırılmalarla daha da büyüdü ve bugüne taşındı. Aslında Türkiye’deki faize dayalı ekonomik sistem 2000 yılında çöküşe geçmişti.

– Bankacılık sistemi tıkandı ve çöküş içerisinde. Bu paradigmatik bir çöküş ancak biz bu sorgulamayı maalesef yapamıyoruz. Tıkanan faize dayalı sistem bu çöküşten çıkmak için çeşitli operasyonlar gerçekleştirdi.

Bunlar; borç transferi, borç silme, karşılıksız para basma gibi bunların detayları kitaplarımda var.

Tıkanan sistem çözülme içinde özellikle Çin ve Rusya bu operasyonların farkında ve kendi sitemlerini kurmaya dönük hamlelerde bulunuyor.

– Küresel finans operasyonları kapsamında; “Arap Baharı” denilen süreç devletleri zembereği boşalmış bir şekilde yıktı geçti. Bu yolla devletlerin hafızasını sildiler. Hafızası silinen devletleri, toplumları 70 trilyon dolar borçlandırdılar.

– Dünyada gerçekleşen Finans operasyonlarında dünya halkları direniyor ancak halkımız maalesef bunlardan bir haber ve direnmeyi, sistemi sorgulamayı, sistemi yeniden kurgulamayı aklından bile geçirmiyor.

– Ülkemizin küresel faiz sistemi karşısında iki yolu var;

Birincisi bize borç verecek bir kaynak (IMF, şirketler) bulup daha da borçlanacağız ve daha da köleleşeceğiz.

İkincisi; Faize yani borca dayalı sistemi kaldıracağız. Kendi parasal sistemimizi sağlam bir algoritma ile yeniden kurgulayacağız.

– Eğer değersayımı/paradigma sorgulamasına gitmezsek batının paradigması ve kavramları çerçevesinde köleler gibi kararlar veririz.

– Merkez bankası bağımsız olmamalı; devletin bir kurumu ve anayasal güvence altında olmalıdır. Merkez bankasının şu an neye göre para bastığını tam olarak anlamış değilim, kendilerinin de bunu bildiğini zannetmiyorum. 25 yıldır araştırıyorum ve defalarca sordum bir cevap alamadım.


Vesselam
Prof. Dr. Mete Gündoğan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.