Kategori arşivi: Türkçe Makaleler

SORUN SİSTEMDE!

SİTEMasadan kaçınca sorun çözülmüyor!

Hala işin özünü anlamayanlar, Davutoğlu ile Erdoğan arasındaki sorunları çeşitlendirmekle ile meşguller. Biri ne yaptı diğeri nasıl karşılık verdi vs. vs. Tabi yazı ya da yorumların sonunda da bir kolonluk Başbakan toto oynamayı ihmal etmiyorlar.

Halbuki çok daha büyük bir sorunumuz var; O da sistem sorunudur. Ekonomide bu konuyu Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS) üzerinden sürekli işliyorum. Şimdi buna siyasal sistemi de eklemeliyiz.

Okumaya devam et

YAŞAM TARZI ÜRETİM TARZI

YASAM

Bizim Yaşam Tarzımız, Küresel Elitlerin Üretim Tarzıdır!

134674“Yaşam tarzına müdahale” ifadesini çok sık duyuyoruz. Bu ifade ülkemizde genellikle şu çerçevede algılanıyor; özgürlüklerin kısıtlanması, neyin nasıl yapılacağının dikte ettirilmesi, nasıl giyinileceğinin, nasıl yenilip içileceğinin, nasıl oturulup kalkılacağının belirlenmesi vs vs. Bu çerçeve doğal olarak bütün yaşam alanlarını kapsıyor. İnsanlar hayatlarının kısıtlanması anlamına gelebilecek bu tür yaklaşımlara şiddetle karşı çıkıyorlar. Bu şekilde yaşam tarzına müdahale korkusu kişileri ve kitleleri keskin bir pozisyon almaya yöneltiyor.

Okumaya devam et

EKONOMİDE KAYIP BİR YÜZYIL: BANKACILIK İLE İLGİLİ ÜÇ TEORİ VE KESİN KANITLARI

Ekonomide Kayıp Bir Yüzyıl: Bankacılık ile ilgili üç teori ve kesin kanıtları

RAWerner_lecture

Richard A. Werner

http://dx.doi.org/10.1016/j.irfa.2015.08.014

(Bankacılık, Finans ve Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi, Southampton İşletme Okulu, Southampton Üniversitesi, Birleşik Krallık)

(Tercüme/Translation: Mete Gündoğan, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, metegundogan@ybu.edu.tr)

Okumaya devam et

DEVLET BAŞKANLIĞI SİSTEMİ ÜZERİNE BİRKAÇ NOT

Tevrat ve İncil’de denizlerde yaşayan bir su canavarından bahsedilir. Adı Leviathan’dır. Temsili olarak bütün kötülüklerin anasıdır. Mümkün mertebe rahatsız edilmemesi gerekir. Ama bir kere rahatsız edildimi, artık kontrol edilemeyen bir canavar halini alır. Vay o zaman insanların haline!

 

1640’lı yıllarda İngiltere’de çok çetin din savaşları başlamış ve kontrolden çıkmıştı. Asayişsizlik, kargaşa, anarşi, katliamlar… kısacası her şey vardı. Diğer bir ifade ile leviathan rahatsız edilmiş ya da uyandırılmıştı! Bu canavar artık vatandaşların hepsini parçalayıp yok edecekti. Okumaya devam et

FAİZ BİR DÜNYA GERÇEĞİ DEĞİL, KÖLELİKTİR

Yirmibeş yıldan fazla bir zamandır ısrarla, altını çizerek ve vurgulayarak bir şey anlatmaya çalışıyorum. O da, içinde bulunduğumuz sistemin faize dayalı bir sistem olduğudur.

Burada, konunun anlaşılması için, iki kavramın bütünleştiğini gözden kaçırmamamız gerekiyor. Onlar da ‘sistem’ ve ‘faiz’ kavramlarıdır. Konu mevcut ekonomik yapı ise, -ki öyledir- bu iki kavram adeta müzdeviçtir. Diğer bir ifade ile mevcut ekonomik sistemin ne olduğunu anlamadan faizi anlayamazsınız ve dolayısıyla da faiz ile mücadele edemezsiniz. Aynı şekilde, faizin ne olduğunu anlamadan mevcut sistem ile mücadele edemezsiniz. Tek başına biri ile mücadele etmek ise hiçbir netice vermez çünkü biri diğerini her zaman üretmektedir. Okumaya devam et

SEFER BİZİM ZAFER ALLAH’INDIR

Evet, bizler zaferden değil seferden sorumluyuz. Çünkü zaferi verecek olan Allah’tır. Ancak unutmamak gerekir ki her zafere ulaştıran bir sefer vardır. Hiçbir zafer yoktur ki iyi düşünülmüş, üzerinde çalışılmış ve detaylı hesaplanmış bir sefere sahip olmasın. İdarecilerin sorumluluğu işte o seferin yapılıp yapılmadığındadır. Dolayısıyla sorgulanması gereken nokta da seferin kendisidir.

Son sıralarda, ‘sefer’ sorumluluğunu yerine getir(e)meyen idareciler bir nevi mazeret olarak sık sık ‘biz zaferden değil seferden sorumluyuz’ ifadesini anlam kaydırarak kullanır olmuşlardır. Taraftarlarına ya da bağlılarına şunu demeye çalışmaktadırlar: ‘Zaferi verecek olan Allah’tır. Siz Allah niçin zafer vermedi diye sorgularsanız hataya düşersiniz. Onun için dikkat edin!’. Bu tarz yöneticiler, kendilerini sorgulatmamak için de ‘itaat’ kavramını istedikleri şekilde eğip bükerek kendilerine kalkan yapmaktadırlar. Halbuki, ‘sefer’deki kusurlar yöneticilerindir ‘itaat’in değil.

Bir dahaki sefer için yapılması gereken gayet temel sorgulamalar vardır. Eğer seferde gizlenmek istenen hedefler, ihmaller ya da komple beceriksizlikler yok ise, tüm sefer baştan sonra sorgulanmalı ve her sefer bir öncesinden daha iyi hale getirilmelidir. Ancak genelde bu yapılmamaktadır. Okumaya devam et