Kategori arşivi: Kitaplar

Oyun Teorisi

Öyle bir oyun düşünün ki bütün oyuncular aynı ekipten. Yani siz, kendi ekibinizden birine karşı oynuyorsunuz.
Muhteşem bir kriptolojik kurgu! Rakibiniz aslında sizinle aynı amaçlara hizmet eden biri oluyor. Siz ve rakibiniz
(!) sizin için hangi strateji en büyük getiriyi sağlıyorsa onu tercih ediyorsunuz. Siz açıktan yapıyorsunuz, o ise
gizliden gizliye yapıyor. Size karşı oynuyormuş gibi gözükerek size hizmet ediyor.
Burada guguk kuşu, rakibinizin bizzat kendisi olmuş oluyor. Bir kripto. Çok çeşitli sahalarda bunun
uygulamalarını görmek mümkündür. Örneğin kendi elemanınızı, rakip bir kuruluşun önemli bir yöneticisi
yapmayı başarmanız gibi bir şey!
Bugün bize karşı kurgulanan bütün oyunları tek tek çözümlemeye başladığımızda, aslında hepsinin anasının bir
dünya hâkimiyeti oyunu veya kurgusu olduğunu görüyoruz. Eğer düşmanlarımızla ya da daha yumuşak bir
ifadeyle rakiplerimizle mücadele edeceksek, bu mücadeleyi tüm katmanlarda yapmak mecburiyetindeyiz. Aksi
takdirde kaybetmeye mahkûm olmuş oluruz. Yani, kısacası, Türkiye küresel ölçekte bir oyun kurucu olmalıdır.
Bu bir tercih değil, zorunluluktur.
Büyük devletler şartları oluşturur, küçük devletler şartlara tabi olur. Türkiye’miz büyük bir devlettir ve şartları
oluşturmak zorundadır.

SEKİZ DENİZ YAYLASI

Hali hazırda bu bölgede yapılan ticarete baktığımızda, bölge ülkelerinin kendi içinde yaptıkları ticaret %15’in altındadır (Şekil 6). 2011’den bu yana yaşanan iktidar çekişmeleri, kargaşalar ve savaşlar neticesinde özellikle Ortadoğu ülkeleri arasındaki ticaretin %10’ların bile altına düştüğünü söyleyebiliriz. (Sayfa 188)

Bölge içi ticaretin kısa vadede %20 ve orta vadede %30’lara çıkmasının en olumlu etkisi bölge barışı üzerine olacaktır. Çünkü ekonominin güçlü olmadığı yerlerde kötülükler kendilerine çabuk yol bulurlar. Fakirlik insanlara her türlü kötü çareyi makul gösterir. Bölge ekonomisinin zamanla birlikte güçlenmesi bölge barışını da olumlu etkileyecek, yüksek mal ve hizmet devinimi sınır geçişlerinin yeniden düzenlenmesine vesile olacaktır. (Sayfa 188)

2010’lu yılların başında Suriye Devlet Başkanı ile Türkiye Başbakanının yakınlaşması, hükümetlerin ortak toplantıları, iyimser havanın yayılması bizleri epey heyecanlandırmıştı. Ancak daha sonra yaşananlar ve hatta ABD’nin politikalarına kanarak Suriye’de bir iç savaşa alet olmamız, ilişkilerimizi derinden yaralamıştır. (Sayfa 188) Okumaya devam et

Narkoz

“Kimin kral olduğu umurumda bile değil. Çünkü para arzını kim kontrol ediyorsa, imparatorluk da onundur.”
– Nathan Rothschild
“Bu güç benim elimde olduktan sonra kanunları kimin yaptığı hiç fark etmez.”
– David Rockefeller
“Ben sistemin zaaflarından hareketle para kazanıyorum.”
– George Soros
NARKOZ, yaklaşık yüz elli yıldır finans elitler ile devletler arasında oynanan bir oyunun ve bunun farkına varamayan narkozlanmış beyinlerin hikâyesidir. Her türlü aracın en acımasız şekillerde kullanıldığı bu oyunun ardında tabii ki bütün oyunlarda olduğu gibi bankerlerin parmağı var.

Okumaya devam et

SEKİZ DENİZ YAYLASI – Güçlü Türkiye Güçlü Bölge

Tarihimizde, bugün yaşadıklarımıza benzer sıkıntılı dönemler çok olmuştur. Ancak bu tür dönemlerden hep kendi özümüze dönerek, kendi ilkelerimize inanıp onları üstün tutarak, söylediklerimizin arkasında dirayetle durarak, birlik ve beraberlik içerisinde çalışarak çıkmışızdır. İşte bugün de “büyük çıkış” bu çerçeve içerisinde gerçekleşecektir.

Ülkemiz, bölgede küresel bir vizyon ortaya koyabilecek müktesebata ve kabiliyete sahip bir ülkedir. Bölgedeki bütün ülkelerle ortak geçmişi olan bir ülkedir. Yüzyıllarca bölgede izzet, barış ve adalete hizmet etmiş bir ülkedir.

Yapılması gerekenlerin başında, öze dönüş ve kendi medeniyet müktesebatımızı
sahiplenmek gelir. Milletimiz asırlar boyu bütün insanlığın saadeti için en büyük
hizmetleri yapmış ve insanlığa en büyük katkıları sağlamıştır. Doğrunun, iyi ve güzelin, faydalının ve adil olanın hâkim olması için canla başla çalışmıştır. Çünkü iyi insan olmak için herkesin iyiliğini istemek ve bu yolda gayretle çalışmak gereklidir. Okumaya devam et

SEKİZ DENİZ YAYLASI

yenidunya basOnlarca yıldır aziz milletimiz kendisini toparlamaya ve içinde bulunduğu ataletten çıkmaya çalışıyor. Bunun için değişik programlar ve planlar yapılıyor. Ancak bir türlü tarihi mükte sebatına uygun izzetli ve şerefli yerini alamıyor.

Bu millet, binüçyüz yıllarında Selçuklular’ın küllerinden doğ muş ve bundan yaklaşık yüzelli yıl sonra bir çağa son verip ye ni bir çağ başlatmış ve bundan da yaklaşık elli yıl sonra yeryü zünün en büyük, en kudretli ve adil devletini kurabilmiş bir millettir. Bugün nasıl oluyor da bu milletin evlatları son iki yüz yıldır bırakın derlenip toparlanmayı, sürekli parçalanıyor, dağı lıyor ve gerinin de gerisine gidiyor.

Tüm bu olanların mantıklı ve izah edilebilir bir açıklamasının olması gerekir. “Bize ne oluyor?” sorusuna her açıdan tutarlı bir cevap verilebilmelidir. Dahası, bu sorunun cevabı bizi “ne olması gerekir” ve “nasıl olması gerekir” sorularının da ceva bına yönlendirmelidir. Tek yönlü, sığ ve sorunları tam olarak açıklayamayan çözümlemeler, teşhisler ve çözümler bizi doğru yöne sevkedememektedir. Okumaya devam et

BORCA DAYALI PARA SİSTEMİ

bdpsGünümüz modern ekonomisi adeta hafızasını yitirmiş durumdadır. Köklerinden uzaklaşmış ve neyi niçin yaptığını bilemez hale gelmiştir. Bu yetmiyormuş gibi mevcut çarpık yapının, diğer bir ifade ile statükonun, devamından yana olan ortodoks ekonomistler milli hesaplar ve istatistiki varsayımlar peşinde koşarken, insanoğluna hizmeti ve insanın mutluluğu esasını neredeyse tamamen gözardı eder olmuşlardır.

Halbuki esas amaç insanın refah ve mutluluğu yani saadetidir. Geçmişte bunu açıkça dile getiren klasik ekonomistlerden birçoğu, ekonomik düzenlemelerin her zaman “daha büyük çoğunluğun daha mutlu olması” esasına göre yapılması gerektiğini ifade etmişlerdir.

Bugün milyonlarca insanın aç, sefil ve evsiz olarak yaşaması, mevcut bilimsel ve teknolojik gelişmişlik ile birlikte izah edilebilir bir durum değildir. Sosyalist, kapitalist veya karma ekonomiden başka bir anlayışı kabul edemeyen, daha doğru bir ifadeyle benimseyemeyen ve çözümün sadece bu çerçevede bulunabileceğine inanan mevcut ekonomik sistem ve anlayışlar artık iflas halindedir. Okumaya devam et