Yazar arşivleri: faruqi

Oyun Teorisi

Öyle bir oyun düşünün ki bütün oyuncular aynı ekipten. Yani siz, kendi ekibinizden birine karşı oynuyorsunuz.
Muhteşem bir kriptolojik kurgu! Rakibiniz aslında sizinle aynı amaçlara hizmet eden biri oluyor. Siz ve rakibiniz
(!) sizin için hangi strateji en büyük getiriyi sağlıyorsa onu tercih ediyorsunuz. Siz açıktan yapıyorsunuz, o ise
gizliden gizliye yapıyor. Size karşı oynuyormuş gibi gözükerek size hizmet ediyor.
Burada guguk kuşu, rakibinizin bizzat kendisi olmuş oluyor. Bir kripto. Çok çeşitli sahalarda bunun
uygulamalarını görmek mümkündür. Örneğin kendi elemanınızı, rakip bir kuruluşun önemli bir yöneticisi
yapmayı başarmanız gibi bir şey!
Bugün bize karşı kurgulanan bütün oyunları tek tek çözümlemeye başladığımızda, aslında hepsinin anasının bir
dünya hâkimiyeti oyunu veya kurgusu olduğunu görüyoruz. Eğer düşmanlarımızla ya da daha yumuşak bir
ifadeyle rakiplerimizle mücadele edeceksek, bu mücadeleyi tüm katmanlarda yapmak mecburiyetindeyiz. Aksi
takdirde kaybetmeye mahkûm olmuş oluruz. Yani, kısacası, Türkiye küresel ölçekte bir oyun kurucu olmalıdır.
Bu bir tercih değil, zorunluluktur.
Büyük devletler şartları oluşturur, küçük devletler şartlara tabi olur. Türkiye’miz büyük bir devlettir ve şartları
oluşturmak zorundadır.
Şeyhülislâm Ebussuud Efendi Ve Hristiyan İlahiyatçı John Calvin

Şeyhülislâm Ebussuud Efendi Ve Hristiyan İlahiyatçı John Calvin

Şeyhülislâm Ebussuud Efendi Ve Hristiyan İlahiyatçı John CalvinGünümüz katılım bankalarının kendilerine dayanak bulduğu fetvaların çoğu Ebussuud Efendi zamanına kadar gider.
Muhittin Mustafa oğlu Mehmet Ebussuud Efendi, 1490 ile 1573 yılları arasında yaşamış Kanuni Sultan Süleyman Döneminin meşhur Şeyhülislamıdır. Müderristir. Günümüz ifadesiyle üniversite öğretim üyesidir. 1545’te Şeyhülislam olmuş ve Kanuni Sultan Süleyman zamanında 21 yıl, II. Selim zamanında ise 7 yıl şeyhülislamlık görevinde bulunmuştur.
1400’lü yılların başlarından itibaren var olan ve gittikçe gelişen para vakıfları, ulema (b/ilim adamları) ve ümera (yöneticiler, emir sahipleri) arasında derin münakaşalara sebep oluyordu. Bir insanın parasını bu vakıflara hayır olsun diye belli şartlarda (ki bu şartların faiz olduğu gayet aşikârdır) yatırıp yatıramayacağı hep tartışma konusu olmuştur. Caiz (uygun) olduğunu söyleyenler olduğu gibi şiddetle karşı çıkanlar da olmuştur. Ancak, caiz olduğunu söyleyenlerin genel dayanağı örf ve adetler, karşı çıkanların dayanağı ise ayetler (Kur’an-ı Kerim) olmuştur. Örneğin Şeyhülislam İbni Kemal Efendi, para vakıflarına ‘çağın ihtiyaçlarına daha uygun’ olduğu için cevaz vermiştir. Okumaya devam et

SEKİZ DENİZ YAYLASI

Hali hazırda bu bölgede yapılan ticarete baktığımızda, bölge ülkelerinin kendi içinde yaptıkları ticaret %15’in altındadır (Şekil 6). 2011’den bu yana yaşanan iktidar çekişmeleri, kargaşalar ve savaşlar neticesinde özellikle Ortadoğu ülkeleri arasındaki ticaretin %10’ların bile altına düştüğünü söyleyebiliriz. (Sayfa 188)

Bölge içi ticaretin kısa vadede %20 ve orta vadede %30’lara çıkmasının en olumlu etkisi bölge barışı üzerine olacaktır. Çünkü ekonominin güçlü olmadığı yerlerde kötülükler kendilerine çabuk yol bulurlar. Fakirlik insanlara her türlü kötü çareyi makul gösterir. Bölge ekonomisinin zamanla birlikte güçlenmesi bölge barışını da olumlu etkileyecek, yüksek mal ve hizmet devinimi sınır geçişlerinin yeniden düzenlenmesine vesile olacaktır. (Sayfa 188)

2010’lu yılların başında Suriye Devlet Başkanı ile Türkiye Başbakanının yakınlaşması, hükümetlerin ortak toplantıları, iyimser havanın yayılması bizleri epey heyecanlandırmıştı. Ancak daha sonra yaşananlar ve hatta ABD’nin politikalarına kanarak Suriye’de bir iç savaşa alet olmamız, ilişkilerimizi derinden yaralamıştır. (Sayfa 188) Okumaya devam et

İran Neden Bu Sıkıntıları Çekiyor?

Anlamıyorum ve Anlıyorum!

Mart 2017 ortasında İran’a bir ziyaretim olmuştu. Film yapımcısı Mohsen Hadi’nin Erbakan Hoca hakkında yaptığı bir filmin galasına davet edilmiştim. O ziyaretimde edindiğim izlenimlerimi ‘İran İzlenimlerim’ adı altında sosyal medyada paylaştım. Benim için memnuniyet verici ve hoş bir ziyaret olmuştu.

Mohsen Hadi, öncelikle Erbakan’ı anlatan bir film kurgusu hazırlamış. Programı yapmak için toplamda 350 saat Erbakan Hocanın videolarını dinlemiş. Çok sayıda basılı yayınları taramış. Hoca ile ilgili olarak yazılmış hemen hemen bütün kitapları okumuş. Azeri kökenli olduğu için Türkçe okuma, dinleme ve yazmada zorlanmıyor. Çok kıymetli bir insan. Sonunda bir kurgu çıkarmış ortaya.

Benimle görüştükten sonra, kendi ifadesiyle, bütün kurguyu değiştirmiş. Bana, sizinle konuştuktan sonra, Erbakan’ın bütün mücadelesinin ana ekseninde “faize karşı yaptığı savaş yatıyor” demişti. Nitekim, belgeselin adına da “Borç Yolu” ismini koydu. Yakında bu belgeseli Youtube kanalıma da yükleyeceğim.

O ziyaretim esnasında birçok görüşmelerim oldu. Görebildiğim herkese, ekonominin gelişimi ile ilgili olarak birçok tavsiyelerim oldu. Onların katkı ve müzakereleri de oldu tabi ki. Şimdi, o izlenimlerimden bir kısmını aynen buraya aktarıyorum: Okumaya devam et

İran İzlenimlerim

 

13-16 Mart 2017

2016 yılı yaz başlangıcındaydık. Tanımadığım bir numaradan aradılar. Arayan kişi, İranlı bir film yapımcısının benimle röportaj yapmak istediğini ve bunun mümkün olup olmadığını sordu. Konuyu sorduğumda, ‘Erbakan Hocanın kurduğu Havuz Sistemini merak ediyorlar’ dedi. Ben de Ankara’da olduğumu ve gelirlerse uygun bir zaman bulup görüşebileceğimizi söyledim.

Bu telefon görüşmeleri epey sürdü. Karşılıklı iptaller oldu. Buluşmamızı birkaç kez ertelemek zorunda kaldık. Ancak sonunda, Mohsen Hadi isminde bir film yapımcısı bir kameraman/teknik eleman ile birlikte Fakültedeki odama geldiler. Sohbete başladık. Kendilerine anlatırken, isterlerse bir sınıfta tahtaya çizerek konuyu anlatabileceğimi söyledim. Bir sınıf tespit ettik ve yaklaşık 45 dakikada konuyu özetledim. Oldukça dikkatlerini çekmişti. Şaşırmışlar ve birçok soru sormuşlardı.

Erbakan Hoca ve Havuz Sistemi anlatımım bittiğinde, Mohsen beye şunu söyledim. Reel ekonomi zihniyeti ile yapılan icraatlar, mevcut sistem içerisinde ve ideallerimiz doğrultusunda en uygun olanı bulmaktan ibaretti. O zamandan bu yana, benim üzerinde yoğunlaştığım en önemli konu para-kredi sisteminin reel analizidir. Bu çalışmalarım neticesinde, mevcut Borca Dayalı Para Sistemi’nin (BDPS) lağvedilmesi ve yerine Taban Ekonomisi Sistemi’nin yerleştirilmesi gerektiğine inanıyorum. İsterseniz size onu anlatabilirim.

Mohsen Bey, bu yeni konuları da dinlemek isteyince, bir buçuk saat kadar da BDPS çerçevesini anlattım. Heyecanla dinleyip sorular sordu. Kendisi Sosyoloji okumuş ve bu konuda doktora çalışması yapmayı düşünen biri. Sorduğu sorulardan, anlattıklarımın doğrudan sosyal yapıya yansımasını sorguladığı belli oluyordu. Epey meraklıydı ve benim anlatımıma zaman zaman sosyolojik açıdan katkıda bulunmaya başlamıştı. Anlatımım bir müddet sonra karşılıklı müzakereye dönüştü.

Görüşmemizin sonunda birbirimizden çok memnun olarak ayrılmıştık. Ondan sonra bir daha görüşmedik. Ben kendilerinden bir haber de almadım. Okumaya devam et