Yazar arşivleri: Admin

Allah Din Gününün Sahibidir (Fatiha Suresi)

Değerli Dostlarım, Kıymetli Arkadaşlarım…
Sizlere zaman zaman bazı temel kavramlardan bahsediyor ve onları yeniden yorumluyorum.
Bu çalışmamda da bugün bir konuyu kavramsal açıdan ele alacağım.

Kur’an-ı Kerim’de ilk sure Fatiha-i Şerif suresidir.
Fatiha suresi için; Ana Kitap manasında ‘Ümmü’l Kitab’, dinin esaslarını içerdiği için ‘El Esas’, ana hatlarıyla İslam’ı anlattığı için ‘El Vafiye’ ve ‘El Kafiye’, ilk defa inen 7 ayet manasında ‘Es Seb’u’l Mesâni, birçok esrarı taşıdığı için El Kenz gibi ifadeler de kullanılmıştır.

Peygamber efendimiz, ‘Fatiha okumayanın namazı olmaz’ buyurmuştur. Onun için, Fatiha, namazların her rekatında okunur. Manası itibarıyla da Fatiha en büyük dua ve münacaattır.

Nedir Fatiha? Okumaya devam et

Narkoz

“Kimin kral olduğu umurumda bile değil. Çünkü para arzını kim kontrol ediyorsa, imparatorluk da onundur.”
– Nathan Rothschild
“Bu güç benim elimde olduktan sonra kanunları kimin yaptığı hiç fark etmez.”
– David Rockefeller
“Ben sistemin zaaflarından hareketle para kazanıyorum.”
– George Soros
NARKOZ, yaklaşık yüz elli yıldır finans elitler ile devletler arasında oynanan bir oyunun ve bunun farkına varamayan narkozlanmış beyinlerin hikâyesidir. Her türlü aracın en acımasız şekillerde kullanıldığı bu oyunun ardında tabii ki bütün oyunlarda olduğu gibi bankerlerin parmağı var.

Okumaya devam et

Tarımda gelinen son durum

Her şeyin anlamı, nereden baktığınıza bağlı olarak değişir. İstikamet ise çok daha önemlidir. Buyurun bugün sizlere bir başka örnek; Tarlamızdaki traktörler!

Bazı haberler durum ve istikametin bakış açısına bağlı!
A- İlk yerli traktör (Erkunt) fabrikamız yabancılara satıldı.
B- Yabancı traktör devi, yerli fabrikamıza yatırım yaptı.

Traktör haberleri genelde, B bakışını öne çıkaracak şekilde verilmiş. Haberi bu şekilde verenler, yabancılar değil içimizdeki yabancılaşmış zihniyetlerdir!

Öyleyse bu işin sonunu da öngörelim. Bir müddet sonra ülkemiz topraklarında yerli traktörümüzü göremeyeceğiz.
Yabancı traktör Mahindra’yı göreceğiz.
Bunlar uluslararası şirketlerin bir nevi pazarlama taktikleridir
Yabancı traktör yurdumuza sıfırdan giremez. Okumaya devam et

SEKİZ DENİZ YAYLASI – Güçlü Türkiye Güçlü Bölge

Tarihimizde, bugün yaşadıklarımıza benzer sıkıntılı dönemler çok olmuştur. Ancak bu tür dönemlerden hep kendi özümüze dönerek, kendi ilkelerimize inanıp onları üstün tutarak, söylediklerimizin arkasında dirayetle durarak, birlik ve beraberlik içerisinde çalışarak çıkmışızdır. İşte bugün de “büyük çıkış” bu çerçeve içerisinde gerçekleşecektir.

Ülkemiz, bölgede küresel bir vizyon ortaya koyabilecek müktesebata ve kabiliyete sahip bir ülkedir. Bölgedeki bütün ülkelerle ortak geçmişi olan bir ülkedir. Yüzyıllarca bölgede izzet, barış ve adalete hizmet etmiş bir ülkedir.

Yapılması gerekenlerin başında, öze dönüş ve kendi medeniyet müktesebatımızı
sahiplenmek gelir. Milletimiz asırlar boyu bütün insanlığın saadeti için en büyük
hizmetleri yapmış ve insanlığa en büyük katkıları sağlamıştır. Doğrunun, iyi ve güzelin, faydalının ve adil olanın hâkim olması için canla başla çalışmıştır. Çünkü iyi insan olmak için herkesin iyiliğini istemek ve bu yolda gayretle çalışmak gereklidir. Okumaya devam et

YAŞAM TARZI ÜRETİM TARZI

YASAM

Bizim Yaşam Tarzımız, Küresel Elitlerin Üretim Tarzıdır!

134674“Yaşam tarzına müdahale” ifadesini çok sık duyuyoruz. Bu ifade ülkemizde genellikle şu çerçevede algılanıyor; özgürlüklerin kısıtlanması, neyin nasıl yapılacağının dikte ettirilmesi, nasıl giyinileceğinin, nasıl yenilip içileceğinin, nasıl oturulup kalkılacağının belirlenmesi vs vs. Bu çerçeve doğal olarak bütün yaşam alanlarını kapsıyor. İnsanlar hayatlarının kısıtlanması anlamına gelebilecek bu tür yaklaşımlara şiddetle karşı çıkıyorlar. Bu şekilde yaşam tarzına müdahale korkusu kişileri ve kitleleri keskin bir pozisyon almaya yöneltiyor.

Okumaya devam et

SEKİZ DENİZ YAYLASI

yenidunya basOnlarca yıldır aziz milletimiz kendisini toparlamaya ve içinde bulunduğu ataletten çıkmaya çalışıyor. Bunun için değişik programlar ve planlar yapılıyor. Ancak bir türlü tarihi mükte sebatına uygun izzetli ve şerefli yerini alamıyor.

Bu millet, binüçyüz yıllarında Selçuklular’ın küllerinden doğ muş ve bundan yaklaşık yüzelli yıl sonra bir çağa son verip ye ni bir çağ başlatmış ve bundan da yaklaşık elli yıl sonra yeryü zünün en büyük, en kudretli ve adil devletini kurabilmiş bir millettir. Bugün nasıl oluyor da bu milletin evlatları son iki yüz yıldır bırakın derlenip toparlanmayı, sürekli parçalanıyor, dağı lıyor ve gerinin de gerisine gidiyor.

Tüm bu olanların mantıklı ve izah edilebilir bir açıklamasının olması gerekir. “Bize ne oluyor?” sorusuna her açıdan tutarlı bir cevap verilebilmelidir. Dahası, bu sorunun cevabı bizi “ne olması gerekir” ve “nasıl olması gerekir” sorularının da ceva bına yönlendirmelidir. Tek yönlü, sığ ve sorunları tam olarak açıklayamayan çözümlemeler, teşhisler ve çözümler bizi doğru yöne sevkedememektedir. Okumaya devam et

BORCA DAYALI PARA SİSTEMİ

bdpsGünümüz modern ekonomisi adeta hafızasını yitirmiş durumdadır. Köklerinden uzaklaşmış ve neyi niçin yaptığını bilemez hale gelmiştir. Bu yetmiyormuş gibi mevcut çarpık yapının, diğer bir ifade ile statükonun, devamından yana olan ortodoks ekonomistler milli hesaplar ve istatistiki varsayımlar peşinde koşarken, insanoğluna hizmeti ve insanın mutluluğu esasını neredeyse tamamen gözardı eder olmuşlardır.

Halbuki esas amaç insanın refah ve mutluluğu yani saadetidir. Geçmişte bunu açıkça dile getiren klasik ekonomistlerden birçoğu, ekonomik düzenlemelerin her zaman “daha büyük çoğunluğun daha mutlu olması” esasına göre yapılması gerektiğini ifade etmişlerdir.

Bugün milyonlarca insanın aç, sefil ve evsiz olarak yaşaması, mevcut bilimsel ve teknolojik gelişmişlik ile birlikte izah edilebilir bir durum değildir. Sosyalist, kapitalist veya karma ekonomiden başka bir anlayışı kabul edemeyen, daha doğru bir ifadeyle benimseyemeyen ve çözümün sadece bu çerçevede bulunabileceğine inanan mevcut ekonomik sistem ve anlayışlar artık iflas halindedir. Okumaya devam et

FAİZ TUZAĞI

Faiz Tuzağıİçinde bulunduğumuz ekonomik kriz, gün geçtikçe derinleşmekte ve başta ülkemiz olmak üzere bütün dünyayı bir felaketin eşiğine doğru sürüklemektedir.
Mevcut problemler için, çözümün yine mevcut düşünce ve kurumsal yapıda bulunabileceğine inanan ve “ortodoks ekonomi” şeklinde adlandırabileceğimiz ekonomi anlayışı ile buna bağlı paradigmalar artık iflas etmiştir. Dahası, ortodoks ekonomi, günümüz problemlerinin bir parçası haline gelmiştir. Bu ekonomi anlayışının ana omurgasını ise içinde bulunduğumuz Borca Dayalı Para Sistemi
oluşturmaktadır.
Ancak bu sistemler anlatılırken kullanılan ekonomik jargon konuyu soğutmakta, anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla, bunların ne anlama geldiklerini sade bir dil ve mantıkla ortaya koymak zarureti doğmaktadır. Problemleri net olarak tanımlamak ve göstermek çözümlerin ilk adımıdır. Çünkü sorunların net olarak görülebilmesi, çözümlerin de kavranabilmesine yardımcı olur. Aksi takdirde, çözümün nedeni dahi tartışılır hale gelebilir ve insanlar çözümün eleştirilerini gerçek problemlerden habersiz yaparak komik ve bilgisiz duruma düşebilirler. Bu çerçevede, yaşadığımız ekonomik problemlerin net olarak anlaşılabilmesi için, insanların içinde bulunduğumuz “faiz tuzağı”nı net olarak görebilmesi gerekir.

Okumaya devam et

TANIDIĞIM ERBAKAN

Fiili olarak Erbakan hocamın yanında yaklaşık 20 yılım geçti. Son nefesini verinceye kadar da yanında oldum. Çok şükür bu hem benim istikrarım ve istikametim hem de babamın bana vasiyetiydi. Bu şekilde hareket etmenin huzuru içerisindeyim.

Erbakan Hocayı anlatmak tabi ki uzun bir kitap çalışması konusu. Her açıdan inceleyip yazmak, gelecek nesiller açısından oldukça faydalı veönemlidir. Burada bu makale çerçevesinde birkaç hususu ancak ana hatları ile ifade edebilirim. Okumaya devam et

FAİZ BİR DÜNYA GERÇEĞİ DEĞİL, KÖLELİKTİR

Yirmibeş yıldan fazla bir zamandır ısrarla, altını çizerek ve vurgulayarak bir şey anlatmaya çalışıyorum. O da, içinde bulunduğumuz sistemin faize dayalı bir sistem olduğudur.

Burada, konunun anlaşılması için, iki kavramın bütünleştiğini gözden kaçırmamamız gerekiyor. Onlar da ‘sistem’ ve ‘faiz’ kavramlarıdır. Konu mevcut ekonomik yapı ise, -ki öyledir- bu iki kavram adeta müzdeviçtir. Diğer bir ifade ile mevcut ekonomik sistemin ne olduğunu anlamadan faizi anlayamazsınız ve dolayısıyla da faiz ile mücadele edemezsiniz. Aynı şekilde, faizin ne olduğunu anlamadan mevcut sistem ile mücadele edemezsiniz. Tek başına biri ile mücadele etmek ise hiçbir netice vermez çünkü biri diğerini her zaman üretmektedir. Okumaya devam et

SEFER BİZİM ZAFER ALLAH’INDIR

Evet, bizler zaferden değil seferden sorumluyuz. Çünkü zaferi verecek olan Allah’tır. Ancak unutmamak gerekir ki her zafere ulaştıran bir sefer vardır. Hiçbir zafer yoktur ki iyi düşünülmüş, üzerinde çalışılmış ve detaylı hesaplanmış bir sefere sahip olmasın. İdarecilerin sorumluluğu işte o seferin yapılıp yapılmadığındadır. Dolayısıyla sorgulanması gereken nokta da seferin kendisidir.

Son sıralarda, ‘sefer’ sorumluluğunu yerine getir(e)meyen idareciler bir nevi mazeret olarak sık sık ‘biz zaferden değil seferden sorumluyuz’ ifadesini anlam kaydırarak kullanır olmuşlardır. Taraftarlarına ya da bağlılarına şunu demeye çalışmaktadırlar: ‘Zaferi verecek olan Allah’tır. Siz Allah niçin zafer vermedi diye sorgularsanız hataya düşersiniz. Onun için dikkat edin!’. Bu tarz yöneticiler, kendilerini sorgulatmamak için de ‘itaat’ kavramını istedikleri şekilde eğip bükerek kendilerine kalkan yapmaktadırlar. Halbuki, ‘sefer’deki kusurlar yöneticilerindir ‘itaat’in değil.

Bir dahaki sefer için yapılması gereken gayet temel sorgulamalar vardır. Eğer seferde gizlenmek istenen hedefler, ihmaller ya da komple beceriksizlikler yok ise, tüm sefer baştan sonra sorgulanmalı ve her sefer bir öncesinden daha iyi hale getirilmelidir. Ancak genelde bu yapılmamaktadır. Okumaya devam et