ANAYASA DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ İLE İLGİLİ KISA BİR DEĞERLENDİRME

anayasa

TBMM’de yapılan gizli oylamada anayasa değişikliği teklifinin maddelerinin görüşmelerine geçilmesi 338 oyla kabul edildi. Teklif ile ilgili kısa bir değerlendirme takdim ediyorum.

Öncelikle, başkanlık sistemi taraftarı olduğumu hatırlatmak isterim. Bu konuda, çok önceden yazılmış ve söylenmiş değerlendirmelerim var. Bu çerçevede, devletin ana görevinin ‘düzenleme ve denetleme’ olması gerektiğini defalarca ifade ettim. Sistemin bütünüyle yeniden düzenleneceği bir köklü anayasa değişikliği gerekiyor. Maalesef bu değişiklik, bu zamana kadar başarılamadı. Gecekondu usulü parça parça değişim yapılıyor. Her değişim, başka değişimleri gerekli kılıyor. Nitekim tasarının gerekçesinde de bunu açıkça görebiliyoruz.

Peki, mevcut değişiklik ile ilgili kısaca nelere dikkat çekebiliriz?

Meclise getirilen tasarıyı incelediğimizde, öncelikle şunlar dikkatimizi çekiyor.

  • 315 imzalı tasarıda, yasama çalışmalarının özensizliği dikkat çekicidir. Karışık sayfa numaraları, mükerrer imzalar, olduğu gibi yapılan taramaları örnek verebiliriz. Milletvekillerinin el yazıları ve imzaları artık herkes tarafından biliniyor diyebiliriz. Bu özensizlik, ‘burada yapılan değişiklikler, ileride çok daha büyük sıkıntılara yol açabilir’ endişesini doğuruyor.
  • Yardımcı milletvekilliği teklifi, komisyonda milletvekilleri tarafından reddedilmiş. Demek ki milletvekilleri, uygun görmedikleri bir maddeyi çıkarabiliyorlar. Buradaki tavsiyeler doğrultusunda da değişiklikler yapabilirler.

Başta, genel gerekçe çok güzel yazılmış. Biz de zaten yaklaşık bu gerekçelerle bir anayasa değişikliği istiyoruz. Ancak, madde gerekçeleri çalakalem yazılmış. İtinalı değil. Örneğin bir maddede, ‘tarafsız’ kelimesi eklenmiştir diyor. Madde gerekçesinde, tarafsızlık ne manaya gelir, ‘bağımsızlık’ ne manaya gelir, bunlar çok net ve delillere dayalı olarak izah edilmeliydi. Ondan sonra da ‘tarafsız’ kelimesinin eklenmesinin gereği anlaşılmış olurdu. Bu kalite yok!

  • Güvenoyu ve gensoru tarihe karışıyor. Hâlbuki bunlar önemli birer denetim mekanizmalarıydı. Kaldırılabilir ancak yerine bir şey konulmamış! Boşluk oluşmuş. Dolayısıyla, vesayetten kaçalım derken yepyeni bir vesayet tarzı gelebilir. Bu çok önemli.
  • Cumhurbaşkanı, yardımcılarını ve bakanlarını kendisi belirliyor. Tamam, bir cumhurbaşkanı yardımcılarını ve bakanlarını kendisi belirlesin ancak bunların niteliği ile ilgili hiçbir tanım yok! Bir insan cumhurbaşkanı seçilirken birçok koalisyon oluşturur. Gizli, zımni veya açık ittifaklar yapar. Halk bunları bilmez. Çünkü halk cumhurbaşkanını seçer ve O’nu bilir. Peki, cumhurbaşkanı halkın istemediği birini yardımcı ya da bakan atarsa (atamak durumda kalırsa) ne olacak? Halkın inanç, düşünce veya değerlerine karşı biri getirilirse ne olacak? Burada mutlaka bir denetim mekanizması olması gerekir. Halk belli sayıda bir imza ile ve Meclis belli sayıda bir oran ile güvenoyu ve gensoru verebilmelidir.
  • Milletin bütçe hakkı en önemli haktır. Milletten toplanarak (ya da borçlandırılarak) elde edilecek parayı kim nasıl harcayacak? Tasarıda, cumhurbaşkanına oransal bütçe yapıp devam etme yetkisi verilmiş. Bu yanlıştır. Bütçenin mutlaka Meclis’ten geçmesi gerekiyor. Örneğin, reddedilen bütçe (belli bir zaman içinde) iki kez daha Meclis’e gönderilir. Üç kez reddedilen bütçe, gerekirse referanduma götürülebilir. Referandumda bütçe reddedilirse, cumhurbaşkanı ve Meclis’in feshine karar verilmiş olur.
  • Güç neredeyse tamamen cumhurbaşkanında toplanıyor. Bu olabilir ama denetim nasıl olacak? Bu kısım açık kalmış. Kontrolsüz güç, başta kişinin kendisine zarar verir. Onun için, bir şekilde denetlemenin olması gerekiyor. Gensoru ve güvenoyu mekanizmalarının olması gerekiyor.
  • Partili ve çok güçlü cumhurbaşkanlığı sistemleri, cumhuriyetin ilk yıllarında denendi. Bunun uygun olmadığı tecrübe edilerek bu günlere gelindi. Şimdi tekrar geriye o günlere gitme eğilimi var. Önemli olan sistemi doğru kurgulamaktır. ‘Onlar olunca yanlış ama biz olunca doğru’ diye bir şey olmaz.

Netice olarak, çok detaylandırmadan, değişiklik teklifinde üç husus ‘olmazsa olmaz’ olarak ortaya çıkıyor.

Atanacak cumhurbaşkanı yardımcılarının ve bakanların nitelikleri net olarak tanımlanmalıdır.

Bütçe Meclis’ten geçmelidir.

Güvenoyu ve gensoru mekanizmaları güçlü olarak getirilmelidir.

Not: Şu anda mevcut cumhurbaşkanımıza güvenerek bu değişiklikler göz ardı edilirse, yarın hiç beklenmeyen birinin (ya da birilerinin) vesayeti altında mazlum olma ihtimali doğar.

Prof. Dr. Mete GÜNDOĞAN

10 Ocak 2016 – Ankara