Aylık arşivler: Mart 2016

EKONOMİDE KAYIP BİR YÜZYIL: BANKACILIK İLE İLGİLİ ÜÇ TEORİ VE KESİN KANITLARI

Ekonomide Kayıp Bir Yüzyıl: Bankacılık ile ilgili üç teori ve kesin kanıtları

RAWerner_lecture

Richard A. Werner

http://dx.doi.org/10.1016/j.irfa.2015.08.014

(Bankacılık, Finans ve Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi, Southampton İşletme Okulu, Southampton Üniversitesi, Birleşik Krallık)

(Tercüme/Translation: Mete Gündoğan, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, metegundogan@ybu.edu.tr)

Okumaya devam et

BORCA DAYALI PARA SİSTEMİ (BDPS): Bir Makale ve Güncel Notlar

KonferansMusiad

Son sıralarda okuduğum en güzel yazılardan biri, Southampton Üniversitesi’nden Richard A. Werner’in ‘Ekonomide Kayıp Bir Yüzyıl: Bankacılık İle İlgili Üç Teori Ve Kesin Kanıtları’ (http://dx.doi.org/10.1016/j.irfa.2015.08.014) makalesidir. Bu makaleden, bir arkadaşımın göndermesiyle haberdar oldum ve kendisine teşekkür ederim.

Okumaya devam et

BORCA DAYALI PARA SİSTEMİ (BDPS)

 Mortgage Krizi

Bundan önceki bir yazımda Borca Dayalı Para Sistemi (BDPS)’nin gelişimini anlatmıştım. Havadan yaratılan karşılıksız fazla paranın, nasıl küresel finans krizine sebep olduğunu ifade etmiştim.

Bu çerçevede bir okuyucumuz, küresel finans krizinin mortgage (uzun vadeli ipotekli konut kredisi) krizinden çıktığını ve bunun bizim anlatımımızdaki yerini sordu.

Şimdi bu konuyu borca dayalı para sisteminin gelişimi çerçevesinde anlatayım.

Okumaya devam et

DEVLET BAŞKANLIĞI SİSTEMİ ÜZERİNE BİRKAÇ NOT

Tevrat ve İncil’de denizlerde yaşayan bir su canavarından bahsedilir. Adı Leviathan’dır. Temsili olarak bütün kötülüklerin anasıdır. Mümkün mertebe rahatsız edilmemesi gerekir. Ama bir kere rahatsız edildimi, artık kontrol edilemeyen bir canavar halini alır. Vay o zaman insanların haline!

 

1640’lı yıllarda İngiltere’de çok çetin din savaşları başlamış ve kontrolden çıkmıştı. Asayişsizlik, kargaşa, anarşi, katliamlar… kısacası her şey vardı. Diğer bir ifade ile leviathan rahatsız edilmiş ya da uyandırılmıştı! Bu canavar artık vatandaşların hepsini parçalayıp yok edecekti. Okumaya devam et

SEKİZ DENİZ YAYLASI

yenidunya basOnlarca yıldır aziz milletimiz kendisini toparlamaya ve içinde bulunduğu ataletten çıkmaya çalışıyor. Bunun için değişik programlar ve planlar yapılıyor. Ancak bir türlü tarihi mükte sebatına uygun izzetli ve şerefli yerini alamıyor.

Bu millet, binüçyüz yıllarında Selçuklular’ın küllerinden doğ muş ve bundan yaklaşık yüzelli yıl sonra bir çağa son verip ye ni bir çağ başlatmış ve bundan da yaklaşık elli yıl sonra yeryü zünün en büyük, en kudretli ve adil devletini kurabilmiş bir millettir. Bugün nasıl oluyor da bu milletin evlatları son iki yüz yıldır bırakın derlenip toparlanmayı, sürekli parçalanıyor, dağı lıyor ve gerinin de gerisine gidiyor.

Tüm bu olanların mantıklı ve izah edilebilir bir açıklamasının olması gerekir. “Bize ne oluyor?” sorusuna her açıdan tutarlı bir cevap verilebilmelidir. Dahası, bu sorunun cevabı bizi “ne olması gerekir” ve “nasıl olması gerekir” sorularının da ceva bına yönlendirmelidir. Tek yönlü, sığ ve sorunları tam olarak açıklayamayan çözümlemeler, teşhisler ve çözümler bizi doğru yöne sevkedememektedir. Okumaya devam et

BORCA DAYALI PARA SİSTEMİ

bdpsGünümüz modern ekonomisi adeta hafızasını yitirmiş durumdadır. Köklerinden uzaklaşmış ve neyi niçin yaptığını bilemez hale gelmiştir. Bu yetmiyormuş gibi mevcut çarpık yapının, diğer bir ifade ile statükonun, devamından yana olan ortodoks ekonomistler milli hesaplar ve istatistiki varsayımlar peşinde koşarken, insanoğluna hizmeti ve insanın mutluluğu esasını neredeyse tamamen gözardı eder olmuşlardır.

Halbuki esas amaç insanın refah ve mutluluğu yani saadetidir. Geçmişte bunu açıkça dile getiren klasik ekonomistlerden birçoğu, ekonomik düzenlemelerin her zaman “daha büyük çoğunluğun daha mutlu olması” esasına göre yapılması gerektiğini ifade etmişlerdir.

Bugün milyonlarca insanın aç, sefil ve evsiz olarak yaşaması, mevcut bilimsel ve teknolojik gelişmişlik ile birlikte izah edilebilir bir durum değildir. Sosyalist, kapitalist veya karma ekonomiden başka bir anlayışı kabul edemeyen, daha doğru bir ifadeyle benimseyemeyen ve çözümün sadece bu çerçevede bulunabileceğine inanan mevcut ekonomik sistem ve anlayışlar artık iflas halindedir. Okumaya devam et

FAİZ TUZAĞI

Faiz Tuzağıİçinde bulunduğumuz ekonomik kriz, gün geçtikçe derinleşmekte ve başta ülkemiz olmak üzere bütün dünyayı bir felaketin eşiğine doğru sürüklemektedir.
Mevcut problemler için, çözümün yine mevcut düşünce ve kurumsal yapıda bulunabileceğine inanan ve “ortodoks ekonomi” şeklinde adlandırabileceğimiz ekonomi anlayışı ile buna bağlı paradigmalar artık iflas etmiştir. Dahası, ortodoks ekonomi, günümüz problemlerinin bir parçası haline gelmiştir. Bu ekonomi anlayışının ana omurgasını ise içinde bulunduğumuz Borca Dayalı Para Sistemi
oluşturmaktadır.
Ancak bu sistemler anlatılırken kullanılan ekonomik jargon konuyu soğutmakta, anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla, bunların ne anlama geldiklerini sade bir dil ve mantıkla ortaya koymak zarureti doğmaktadır. Problemleri net olarak tanımlamak ve göstermek çözümlerin ilk adımıdır. Çünkü sorunların net olarak görülebilmesi, çözümlerin de kavranabilmesine yardımcı olur. Aksi takdirde, çözümün nedeni dahi tartışılır hale gelebilir ve insanlar çözümün eleştirilerini gerçek problemlerden habersiz yaparak komik ve bilgisiz duruma düşebilirler. Bu çerçevede, yaşadığımız ekonomik problemlerin net olarak anlaşılabilmesi için, insanların içinde bulunduğumuz “faiz tuzağı”nı net olarak görebilmesi gerekir.

Okumaya devam et

TANIDIĞIM ERBAKAN

Fiili olarak Erbakan hocamın yanında yaklaşık 20 yılım geçti. Son nefesini verinceye kadar da yanında oldum. Çok şükür bu hem benim istikrarım ve istikametim hem de babamın bana vasiyetiydi. Bu şekilde hareket etmenin huzuru içerisindeyim.

Erbakan Hocayı anlatmak tabi ki uzun bir kitap çalışması konusu. Her açıdan inceleyip yazmak, gelecek nesiller açısından oldukça faydalı veönemlidir. Burada bu makale çerçevesinde birkaç hususu ancak ana hatları ile ifade edebilirim. Okumaya devam et

FAİZ BİR DÜNYA GERÇEĞİ DEĞİL, KÖLELİKTİR

Yirmibeş yıldan fazla bir zamandır ısrarla, altını çizerek ve vurgulayarak bir şey anlatmaya çalışıyorum. O da, içinde bulunduğumuz sistemin faize dayalı bir sistem olduğudur.

Burada, konunun anlaşılması için, iki kavramın bütünleştiğini gözden kaçırmamamız gerekiyor. Onlar da ‘sistem’ ve ‘faiz’ kavramlarıdır. Konu mevcut ekonomik yapı ise, -ki öyledir- bu iki kavram adeta müzdeviçtir. Diğer bir ifade ile mevcut ekonomik sistemin ne olduğunu anlamadan faizi anlayamazsınız ve dolayısıyla da faiz ile mücadele edemezsiniz. Aynı şekilde, faizin ne olduğunu anlamadan mevcut sistem ile mücadele edemezsiniz. Tek başına biri ile mücadele etmek ise hiçbir netice vermez çünkü biri diğerini her zaman üretmektedir. Okumaya devam et

SEFER BİZİM ZAFER ALLAH’INDIR

Evet, bizler zaferden değil seferden sorumluyuz. Çünkü zaferi verecek olan Allah’tır. Ancak unutmamak gerekir ki her zafere ulaştıran bir sefer vardır. Hiçbir zafer yoktur ki iyi düşünülmüş, üzerinde çalışılmış ve detaylı hesaplanmış bir sefere sahip olmasın. İdarecilerin sorumluluğu işte o seferin yapılıp yapılmadığındadır. Dolayısıyla sorgulanması gereken nokta da seferin kendisidir.

Son sıralarda, ‘sefer’ sorumluluğunu yerine getir(e)meyen idareciler bir nevi mazeret olarak sık sık ‘biz zaferden değil seferden sorumluyuz’ ifadesini anlam kaydırarak kullanır olmuşlardır. Taraftarlarına ya da bağlılarına şunu demeye çalışmaktadırlar: ‘Zaferi verecek olan Allah’tır. Siz Allah niçin zafer vermedi diye sorgularsanız hataya düşersiniz. Onun için dikkat edin!’. Bu tarz yöneticiler, kendilerini sorgulatmamak için de ‘itaat’ kavramını istedikleri şekilde eğip bükerek kendilerine kalkan yapmaktadırlar. Halbuki, ‘sefer’deki kusurlar yöneticilerindir ‘itaat’in değil.

Bir dahaki sefer için yapılması gereken gayet temel sorgulamalar vardır. Eğer seferde gizlenmek istenen hedefler, ihmaller ya da komple beceriksizlikler yok ise, tüm sefer baştan sonra sorgulanmalı ve her sefer bir öncesinden daha iyi hale getirilmelidir. Ancak genelde bu yapılmamaktadır. Okumaya devam et

ÖZÜNÜ UNUTMA. KÜÇÜK BİR İŞARET VER!

Efe300dpi_1Bugün üzülerek görüyoruz ki bize ait olan her şey küresel planlar ve dayatmalar karşısında ya geri plana itilmekte ya da yok edilmektedir. Günlük yaşam standartlarımız bile küresel kapitalizmin dayatması olarak karşımızda durmaktadır. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bize ait olanlar hafife alınmakta, alay konusu edilmekte, görmezlikten gelinmekte veya bize dahi yabancı hale getirilmektedir.

Önümüzdeki bize dayatılan küresel tabloya karşı gönlü geniş, alnı ak, başı dik ve onurlu bir millî mesaj vermek için ne yapayım diye düşünürken aklıma kendi yöremizin efe kıyafetini giyerek çektirdiğim resmi sizinle paylaşmak geldi.  Okumaya devam et